Türkiye Almanak 1963-1967

1963 Yılı

3 Ocak 1963 : Kıbrıs’ta Türk Belediyelerinin lağvedilmeleri üzerine Hükümet, Cumhurbaşkanı Makarios’a sert bir nota verdi.

1 Şubat 1963 : Ankara üzerinde çarpışan iki uçak şehre düştü, 87 kişi öldü.

12 Mart 1963 : Adalet Bakanlığı, Celal Bayar’ın sağlık durumu ili ilgili olarak bir bildiri yayınladı.

13 Mart 1963 : İnönü: “… Bayar için, Hükümet olarak bir şey düşünmek, yetkimiz dışındadır.  Mesele, sıhhi durumu, muayeneye arz edilmiş bir hükümlünün göreceği işlemdir.”

19 Mart 1963 : İnönü, yaptığı basın toplantısında, bir soru üzerine: “… Hükümet zemin müsait olduğunda siyasi bir af çıkarmakta kararlıdır.” dedi.

22 Mart 1963 : Celal Bayar, Kayseri Cezaevi’nden geçici olarak tahliye edildi.

24 Mart 1963 : 27 Mayıs’a karşı yapılan protesto ve gösterileri protesto etmek için Ankara’da gösteriler düzenlendi.

25 Mart 1963 : Ankara, İstanbul ve çeşitli şehirlerde gösteriler yapıldı. 27 Mayıs’a karşı tutum kınanıyor.

27 Mart 1963 : Ankara’da Adalet Partisi Genel Merkezi tahrip edildi.

28 Mart 1963 : Celal Bayar tekrar tutuklandı.

6 Nisan 1963 : Başbakan İnönü konuştu: “… On beş günlük olayların siyasi hayatımıza ne dersler öğrettiğini gelecekte göreceğiz, partilerin derlenme, toplanmaktaki gayretlerinin ciddiyet derecesine bu devrede şahit olacağız.”

11 Nisan 1963 : 27 Mayıs günü kutlanmak üzere, ‘Hürriyet ve Anayasa Bayramı’ kabul edildi.

21 Nisan 1963 : ‘Genç Kemalistler Ordusu’ adlı bir örgüte bağlı beş subay tutuklandı.

20 Mayıs 1963 : Talat Aydemir, ikinci defa ihtilal teşebbüsünde bulundu. Talat Aydemir ile birlikte 103 kişi tutuklandı.

21 Mayıs 1963 : Ankara, İzmir ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi. Başbakan İnönü Cumhuriyet Senatosu’nda 20 Mayıs gecesi olan olaylar hakkında açıklama yaptı: “… Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa’yı Milletle beraber her türlü tecavüzden koruyacaktır.” dedi.

3 Haziran 1963 : Ankara’da 3 mahkeme kuruldu.

7 Haziran 1963 : İhtilal sanıklarının, Ankara Mamak Askeri Mahkemesi’nde yargılanmalarına başlandı.

11 Haziran 1963 : Kabine’den CKMP’li üç Bakan çekildi.

13 Haziran 1963 : 1459 Harp Okulu öğrencisinin duruşması Ankara’da başladı. (İhtilal teşebbüsü ile ilgili olarak.)

28 Haziran 1963 : Komünist oldukları gerekçesiyle 12 kişi tutuklandı.

2 Temmuz 1963 : Turizm ve Tanıtma Bakanlığı kuruluş kanunu kabul edildi.

15 Temmuz 1963 : Grev ve Lokavt kanunu kabul edildi.

– Sendikalar kanunu kabul edildi.

17 Temmuz 1963 : Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) kuruldu.

5 Eylül 1963 : 20 Mayıs ihtilal teşebbüsüne katılanlar için Mamak Askeri Mahkemesi kararını açıkladı. Talat Aydemir ile birlikte 7 kişi ölüm cezasına, 29 kişi ise müebbet hapse mahkum oldu.

11 Eylül 1963 : 2 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde Harp Okulu Öğrencilerinin yargılanması tamamlandı. 75 öğrenci çeşitli cezalara çarptırıldı, 1384 öğrenci beraat etti.

18 Eylül 1963 : İstanbul’da deprem, Çemberlitaş ve civarında hasar var.

3 Ekim 1963 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Tümgeneral Refet Bele (Doğumu:1881) öldü.

11 Ekim 1963 : Anayasa Mahkemesi, DP İktidarı zamanında çıkartılan ‘CHP’ye ait malların hazineye devrine’ ait kanunu iptal etti.

17 Ekim 1963 : Sıkıyönetim, Ankara ve İstanbul’da iki ay daha uzatıldı.

31 Ekim 1963 : 2. Talat Aydemir darbe teşebbüsünden dolayı ölüm cezası alanlardan; Talat Aydemir, Fethi Gürcan, Osman Deniz ve Erol Dinçer’in cezaları onaylandı.

17 Kasım 1963 : Mahalli seçimler yapıldı. 42 İlde AP, 23 İlde CHP kazandı.

23 Kasım 1963 : ABD Başkanı John F. Kennedy, bir suikast sonucu öldürüldü.

24 Kasım 1963 : Başbakan İnönü, Kennedy’nin cenaze töreninde bulunmak için Amerika’ya gitti.

27 Kasım 1963 : Başbakan İnönü’nün Amerika’da bulunduğu sırada Yeni Türkiye Partisi, Koalisyondan çekilme kararı aldı.

30 Kasım 1963 : Kıbrıs Anayasası’nda değişiklik yapılması için Cumhurbaşkanı Makorios Türk Hükümeti’ne muhtıra verdi.

2 Aralık 1963 : Başbakan İnönü yurda döndü. İstifasını Cumhurbaşkanı’na sundu.  “… Koalisyonun dağıldığı hakkındaki haberi, Amerika’da herkesle beraber duydum…”

– Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon’da açıldı.

14 Aralık 1963 : İnönü Hükümeti kurmakla tekrar görevlendirildi.

21 Aralık 1963 : Kıbrıs’ta Türklere yönelik sistemli saldırılar iyice arttı. Her Hükümet bunalımında saldırılar dahada yoğunlaşmaya başlıyor.

23 Aralık 1963 : Kıbrıs’ta 3 Türk EOKA’cılar tarafından şehit edildi.

24 Aralık 1963 : Türk Jetleri Kıbrıs üzerinde uçtular. Rumlara karşı ilk uyarı yapıldı.

– Başbakan İnönü, TBMM’inde konuştu: “Bugün Türk uçakları Kıbrıs’taki mücadele meydanlarına gitmişler, görünmüşler ve ilk ihtarı yapmışlardır.
Biz her meselede, iç hayatımızda olduğu gibi dış münasebetlerde de kanun nizamına bağlı olan bir devlet ve milletiz. Kanun nizamı haricinde bir muamele ve tecavüz yapmak isteyenlere karşı kuvvetlerimiz, irademiz sarsılmaz bir surette tesir gösterecektir.”

24 Aralık 1963 : Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) kanunu kabul edildi.

25 Aralık 1963 : İnönü, Bağımsızlar ile birlikte 10. Kabinesi’ni kurdu.

27 Aralık 1963 : Yurdun çeşitli yerlerinde Kıbrıs için mitingler yapıldı.

28 Aralık 1963 : Kıbrıs’tan aralarında 2 kadın ve 3 çocuğunda bulunduğu 23 yaralı uçakla Ankara’ya getirildi.

29 Aralık 1963 : İnönü, Kıbrıs’tan getirilen yaralıları hastanede ziyaret etti.

30 Aralık 1963 : Kıbrıs buhranı bütün şiddetiyle sürüyor. Gazetecilerin İnönü’ye yönelttikleri; “Çizmenizi ne zaman giyeceksiniz?” sorusuna karşılık İnönü: ” Çizmem yok, aklım var!..” dedi.

1964 Yılı

4 Ocak 1964 : İnönü’nün 10. ve son kabinesi 175’e karşı 225 oyla güvenoyu aldı. Kabinede 3 Bağımsız Milletvekili bulunuyordu. Ferit Melen, Maliye Bakanlığı; Bülent Ecevit ise Çalışma Bakanlığı görevlerine getirildi.

9 Ocak 1964 : Ünlü yazar Halide Edip Adıvar (Doğumu:1884) öldü.

15 Ocak 1964 : Kıbrıs Konferansı Londra’da başladı.

23 Ocak 1964 : Kıbrıs’ta Bayraktar Camii tekrar bombalandı. EOKA saldırıları bütün hızıyla devam ediyor.

31 Ocak 1964 : Londra’da toplanan Kıbrıs Konferansı başarısızlıkla dağıldı.

6 Şubat 1964 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Albay Şefik Aker (Doğumu:1877) öldü.

12 Şubat 1964 : Kıbrıs’ta Türklere yönelik kanlı saldırılar oldu.

15 Şubat 1964 : Kıbrıs Konferansı’nın başarısız olması üzerine, İngiltere, Birleşmiş Milletlere başvurdu.

21 Şubat 1964 : Başbakan İsmet İnönü’ye, Mesut Suna adlı bir kişi tarafından suikast teşebbüsünde bulunuldu.

4 Mart 1964 : Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ‘beşli planı’ kabul etti. Kıbrıs’a üç ay için milletlerarası barış kuvveti gönderilmesine karar verildi.

12 Mart 1964 : Kıbrıs’a müdahale için garantör devletlere 48 saat süre verdik. İnönü:  “… Ültimatom verdim. Bir reaksiyon göstermezse çıkartma yapacağım… Sabrediyoruz.”

16 Mart 1964 : TBMM, Kıbrıs’a gerektiğinde müdahalede bulunmak için İnönü Hükümetine yetki verdi. Oylamaya katılan 495 üyeden, 4’ü çekimser, 6’sı red, 485’i olumlu oy kullandı.

7 Nisan 1964 : Başbakan İnönü, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a mektup gönderdi. Türklere yönelik saldırılar devam ediyor.

27 Nisan 1964 : Ankara’da 2. Çubuk Barajı hizmete açıldı.

5 Mayıs 1964 : TBMM’de, Kıbrıs politikası üzerine yapılan genel görüşmede İnönü:  “… Kıbrıs’taki Türkleri hür yaşatmak şeref görevimizdir… Aksi bir hal çaresine bizi razı etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.” dedi.

7 Mayıs 1964 : Türk Karasuları 6 deniz miline çıkartıldı.

3 Haziran 1964 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Orgeneral Kazım Orbay (Doğumu:1887) öldü.

5 Haziran 1964 : Türk Hükümeti’nin Kıbrıs’a müdahale kararı üzerine ABD Başkanı Lindon B. Johnson’ın muhtemel Sovyet müdahalesine ve Amerikan yardımından alınan silahların kullanılmasının kabul edilemeyeceğine dair mektubu: (Bu mektup 13.01.1966 tarihli Senato kararıyla kamuoyuna açıklanmıştır.)
“Sayın Bay Başkan,
Türkiye Hükümetinin, Kıbrıs’ın bir kısmını askeri kuvvetle işgal etmek üzere müdahalede bulunmağa karar vermeyi tasarladığı hakkında aldığım haber beni ciddi surette endişeye sevk etmektedir. En dostane ve açık şekilde belirtmek isterim ki, geniş çapta neticeler doğurabilecek böyle bir hareketin Türkiye tarafından takip edilmesini, Hükümetinizin bizimle evvelden tam bir istişarede bulunmak hususundaki taahhüdü ile kabili telif addetmiyorum…
Yıllar boyunca Türkiye’yi en sağlam şekilde desteklediğini ispat etmiş olan Amerika gibi bir müttefikine, bu şekilde sonuçları olan tek taraflı bir kararla karşı karşıya bırakılmasının Hükümetiniz bakımından doğru olduğuna hakikaten inanıp inanmadığınızı sizden sorarım. Binaenaleyh, böyle bir harekete girişmeden önce ABD ile tam bir istişarede bulunmak sorumluluğunu kabul etmenizi özellikle rica etmek zorundayım.
1960 tarihli Garanti Antlaşması uyarınca böyle bir müdahalenin caiz olduğu kanaatinde bulunduğunuz intibaındayım. Bununla beraber, Türkiye’nin tasarladığı müdahalenin, Garanti Antlaşması tarafından açıklıkla önlenen bir çözüm sureti olan bölüşmeyi gerçekleştirme gayesine matuf olacağı yolundaki anlayışımıza dikkatinizi çekmek zorundayım. Ayrıca, söz konusu Antlaşma teminatçı Devletler arasında istişareyi gerektirmektedir. Birleşik Amerika, bu durumda bütün istişare imkanlarının hiç bir şekilde tüketilmediği ve dolayısıyla, tek taraflı harekete geçme hakkında da henüz kabili istimal olmadığı kanaatindedir.
Diğer yönden, Bay Başkan, NATO vecibelerine de dikkatinizi çekmek zorundayım. Kıbrıs’a vaki olacak Türk müdahalesinin, Türk-Yunan kuvvetleri arasında silahlı bir çatışmaya sürükleneceği hususunda zihninizde en ufak bir tereddüt olmamalıdır. Dışişleri Bakanı Rusk, La Haye’de yapılan son NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaşın kelimenin tam anlamıyla düşünülemez olarak telakki edilmesi gerektiğini beyan etmişti. NATO’ya katılmak, esas icabı olarak, NATO memleketlerinin birbirleriyle savaş yapmayacaklarını kabul etmek demektir. Almanya ve Fransa, NATO’da müttefik olmakla yüz yıllık kin ve düşmanlıklarını gömmüşlerdir. Aynı şeyin Yunanistan ile Türkiye’den de beklenmesi gerekir. Ayrıca, Türkiye tarafından Kıbrıs’a yapılacak askeri bir müdahale Sovyetler Birliği’nin konuya doğrudan doğruya karışmasına yol açabilir. NATO müttefiklerimizin tam rıza ve muvafakatleri olmadan Türkiye’nin girişeceği bir hareket sonucunda ortaya çıkacak bir Sovyet müdahalesine karşı Türkiye’yi korumak mükellefiyetleri olup olmadığını müzakere etmek fırsatını bulmamış olduklarını takdir buyuracağınız kanaatindeyim.
Diğer yönden, Bay Başkan, bir Birleşmiş Milletler üyesi olan Türkiye’nin vecibeleri dolayısıyla da endişe duymaktayım. BM, Ada’da barışı korumak için kuvvet temin etmiştir. Bu kuvvetlerin görevi zor olmuştur. Fakat, geçen son birkaç hafta içinde, Ada’daki şiddet hareketlerinin azaltılmasında tedrici bir şekilde muvaffak olmuşlardır. BM arabulucusu henüz işini bitirmemiştir. Hiç şüphem yok ki, BM üyelerinin çoğunluğu, BM gayretlerini baltalayacak olan ve bu zor meseleye BM tarafından makul ve barışçıl bir hal tarzı bulunmasına yardım edebilecek her hangi bir ümidi yıkacak olan Türkiye’nin tek yönlü hareketinde en sert bir şekilde tepki gösterecektir.
Aynı zamanda, Bay Başkan, askeri yardım alanında Türkiye ve ABD arasında mevcut iki taraflı anlaşmaya dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye ile aramızda mevcut 1947 tarihli antlaşmanın 4. Maddesi mucibince, askeri yardımın, veriliş maksatlarından başka amaçlarla kullanılmaması için Hükümetinizin, ABD’nin muvafakatini alması gerekmektedir. Hükümetinizin bu şartı tamamen anlamış bulunduğunu muhtelif vesilelerle Birleşik Devletlere bildirmiştir. Mevcut şartlar altında Türkiye’nin Kıbrıs’a yapacağı bir müdahalede Amerika tarafından temin edilmiş olan askeri malzemenin kullanılmasına ABD’nin muvafakat edemeyeceğine size bütün samimiyetimle ifade etmek isterim.

Sözlerimi pek fazla sert bulabilir ve bizim, Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin ilgisine karşı bigane (yabancı) olduğumuzu düşünebilirsiniz, durumun böyle olmadığını, size temin etmek isterim…Türkiye ile olan ilişkilerimize çok büyük bir değer veriyoruz… Siz ve biz, komünist dünyasının ihtiraslarına karşı koymak üzere birlikte dövüştük. Bu dayanışma bizim için büyük bir mana taşımaktadır… Kıbrıs’la ilgili olarak, Türk cemaatini tehlikeye maruz bırakacak herhangi bir çözüm yolunu desteklemeyi düşünmüyoruz. Nihai bir çözüm yolu bulamadık, zira bunun dünyadaki en girift meselelerden biri olduğu aşikardır…
Nihayet Bay Başkan, en ciddi meseleyi; savaş mı?, barış mı? konusunu vazetmiş bulunuyoruz. Bu konular Türkiye ve Birleşik Amerika arasındaki iki taraflı ilişkilerin çok ötesine giden meselelerdir. Bunlar, sadece Türkiye ve Yunanistan arasında bir savaşı muhakkak olarak doğurmakla kalmayacak, fakat Kıbrıs’a tek taraflı bir müdahalenin doğuracağı, önceden kestirilemeyen sonuçlar nedeniyle, daha geniş çapta çatışmalara yol açabilecektir.
… En dostane şekilde size şunu bildirmek isterim ki, bizimle yeniden ve en geniş ölçüde istişare etmeksizin böyle bir harekete tevessül etmeyeceğinize dair bana teminat vermediğiniz takdirde konunun gizli tutulması hususunda ki talebinizi kabul edemeyecek ve NATO Konseyi ile BM Güvenlik Konseyi’nin acele olarak toplantıya çağrılmasını istemek mecburiyetinde kalacağım.
….
Hürmetlerimle”

5 Haziran 1964 : Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala (Doğumu:1897) öldü.

7 Haziran 1964 : Senato kısmi seçimleri yapıldı. AP:31, CHP:19, Bağımsızlar:1 senatörlük kazandılar.

9 Haziran 1964 : Başbakan İnönü, Başkan Johnson’ın mektubunu cevaplandırdı. (Bu mektup, 13.01.1966 tarihli Senato kararıyla kamuoyuna açıklanmıştır.)
“Sayın Bay Başkan,
Kıbrıs’ta Garanti Antlaşması gereğince ferdi hareket hakkını kullanma kararını arzunuz veçhile talik ettik (erteledik). Mesajınıza hakim olduğunu buyurduğunuz açık kalplilik ve dostluk hislerine dayanarak, ben de size cevabımda durumu ve düşündüklerimizi tam bir samimiyetle açıklamaya çalışacağım.
Bay Başkan,
Mesajınız gerek yazılış tarzı, gerek içindekiler bakımından Amerika ile ittifak münasebetlerinde daima ciddi bir dikkat göstermiş olan Türkiye gibi bir müttefikinize karşı hayal kırıcı olmuş, ittifak münasebetlerine değinen muhtelif konularda önemli görüş ayrılıkları belirtilmiştir. Gerek bu ayrılıkların, gerek mesajın genel havasının sadece çok sıkışık bir zamanda acele toplanmış muta’lara dayanarak yapılmış iyi niyetli bir teşebbüsün telaşından doğmuş hususlardan ibaret olmasını yürekten dilerim.
İlk önce Garanti Antlaşması icabı olarak Kıbrıs’a askeri müdahale zarureti görüldüğü, zamanın ABD Hükümeti ile istişare etmekte kusur ettiğimiz önemle belirtilmektedir. 1963 sonundan beri Kıbrıs’ta askeri müdahale ihtiyacı, bu sefer ile beraber dördüncü oluyor.
Başından beri Amerika ile bu konuda istişare ettik. 25 Aralık 1963’de ilk buhran patladığı vakit, Garantör Devletlerle temas ettiğimizde, derhal Amerika’yı haberdar ettik ve Amerika bize bu konuda kendisinin bir taraf teşkil etmediği cevabını verdi. Ondan sonra müdahale müzakeresini İngiltere ve Yunanistan ile yaptık ve bildiğiniz gibi, 26 Aralık 1963’te İngiliz Komutası altında üçlü bir askeri idare kuruldu. Londra Konferansı’nın ve İngiliz-Amerikan müşterek tekliflerinin Makarios’un tutumu yüzünden akamete uğraması ve Ada’da Türklere tecavüzlerin devamı dolayısıyla Şubat ayında çok buhranlı günler geçirdik ve durumun vahametinden Amerika’yı haberdar ettik.
İngiliz-Amerikan tekliflerinin reddi ile hasıl olan boşluk dolayısıyla Ada’da nizamı tesis için müdahalenin zaruretini anlattık ve her an müdahale mecburiyetinde kalacağımızı size bildirdik. Hatta sizden muayyen konular için teminatlar istedik. Bunlara olumlu cevap verdiniz. Buna rağmen bizden müdahale etmememizi istediniz ve Makarios’a BM’de lüzumlu dersin verileceğini ve Türk hak ve menfaatlerinin tamamıyla korunmasını sağlayan bir plan hazırlandığını ifade ettiniz.
Bu isteğinize uyduk, fakat BM’de arzu edilen sonuç alınamadı. Üstelik, Güvenlik Konseyi’nin kurulmasına karar verdiği, BM Kuvveti’nin kurulması bir sorun halini aldı. İşte 3. defa müdahale ihtiyacı, 4 Mart Güvenlik Konseyi kararından sonra, BM Kuvvetleri’nin teşekkül edip etmeyeceği hakikaten tereddüt uyandırdığı günlerde, Kıbrıs’taki tedhişçilerin cesareti artınca, tecavüzlerine karşı Türk cemaatini korumak için yeniden ortaya çıktı.
Fakat BM Kuvveti’nin en kısa zamanda teşkil edileceğini bize temin ederek, Güvenlik Konseyi kararından sonra müdahale yapmamamızda ısrar ettiniz. Teşebbüsümüzü tekrar tehir ederek, BM Kuvvetleri’nin görev almasını bekledik.
Sayın Başkan,

Son defa Kıbrıs hükümeti açıktan silahlanmaya başladı. BM’i kendi zulmünü ve anayasa dışı idaresini takviye edecek yardımcı bir vasıta gibi farz etti. BM anayasa nizamını iade ve tecavüzleri durdurmak için salahiyetlerinin ve müdahale niyetlerinin eksik olduğu aşikar bir gerçek halini almıştır. Yunan Hükümeti’nin Kıbrıs idaresini nasıl teşvik ettiğini biliyorsunuz.
Bu ahval içinde Kıbrıs’ta mezalimi durdurmak için bir müdahaleye mecbur olacağımızı Amerika’da sizin huzurunuzda konuşurken söyledik.
La Haye’de Dışişleri Bakanınıza böyle bir ihtimal için Amerika’nın bizi destekleyip desteklemeyeceğini sorduk. Bir cevap vermediniz… Her defasında sizi haberdar ettik ve sizin iyice bildiğinizi tahmin ediyordum…
Görüyorsunuz ki, tek taraflı bir kararla karşı karşıya bırakmak istidadı bizde yoktur. Bizim şikayetimiz, aylardan beri had bir surette ıstırabı içinde yaşadığımız bir meseleyi size anlatamamış olmamız ve Yunanistan’la iki müttefik arasında husule gelen haklı ve haksız durumda samimi ve ciddi bir vaziyet almamış olmamanızdandır.
Sayın Başkan,

Görüyorsunuz ki Türkiye, diğer teminatçı iki devletle devamlı istişare ve gerektiğinde müşterek hareket etmek imkanlarını ciddiyetle aramıştır. Bu durumda, Türkiye’nin tek başına harekete geçmeden evvel diğer teminatçı iki devlet ile istişare etmek vecibesini yerine getirmediği iddia edilebilir mi? Türkiye’ye samimiyetle ve sadakatle yerine getirdiği istişare vecibesini hatırlatmaya lüzum hisseden ABD Hükümeti’nin, imzaladığı antlaşmaları reddeden Yunanistan’a, milletlerarası hukukun temeli olan ‘pacta sunt servanda’ (bekanın temeli) kuralına uyması gerektiğini hatırlatması icabetmez mi?…
Sayın Başkan,

Mesajınızın, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesinin Ada’yı taksim gayesi ile vuku bulacağı kanaatinde olduğunuza dair ifadelerini büyük bir hayret ve derin bir üzüntü ile karşıladım…
Sizi en kesin ve açık bir surette temin etmek isterim ki, eğer Türkiye bir gün Kıbrıs’a askeri müdahale zorunluluğunda bırakılırsa bu, tamamıyla milletlerarası antlaşmaların hükümlerine uygun olarak yapılacaktır.

Bay Başkan,
Mesajınızda NATO taahhütlerine temas ederek, NATO müttefiklerinin birbirlerine karşı savaş açmamalarının NATO’nun ruhunu teşkil ettiğini, Kıbrıs’a bir Türk müdahalesinin Türk-Yunan savaşına yol açabileceğini ifade ediyorsunuz.
Sözlerinizin birinci bölümü ile tam beraberlik halindeyim. Fakat, NATO müttefiklerinin birbirleriyle imzaladıkları milletlerarası antlaşmalara yekdiğerinin ahdi (antlaşmaya ait) haklarına, karşılıklı vecibelerine riayet mükellefiyetleri de, ittifakın aynı derecede hayati önemde bir icabıdır. Yekdiğerine karşı ahdi vecibelerini, taahhütlerini istediği zaman reddeden devletler arasında bir ittifak tasavvur edilebilir mi?
… Türk-Yunan savaşı ancak, Yunanistan’ın Türkiye’ye tecavüz etmesi halinde olabilir. Müdahale halinde bizim düşüncemiz, teminatçı devletler sıfatıyla Yunanistan ve İngiltere’yi Kıbrıs’ta anayasa düzenini ihya amacıyla fiili işbirliğine davet etmektir. Davetimize ve ahdi taahhütlerimize rağmen Yunanistan, Türkiye’ye tecavüz ederse, meydana gelecek sonuçların sorumluluğu Türkiye’ye atfedilebilir mi? Ümit etmek isterim ki, bu hususlara Yunanistan Hükümetinin dikkatini önemle çekmiş bulunuyorsunuz.
Mesajınızın, Kıbrıs’ta girişilecek bir hareket sonucunda Sovyetlerin müdahalesine maruz kaldığı taktirde, NATO müttefiklerinin Türkiye’yi savunma yükümlülükleri konusunda tereddüt izhar eden kısmı, NATO ittifakının mahiyeti ve temel prensipleri bakımından aramızda büyük görüş farkı olduğunu intibaını vermektedir. İtiraf edeyim ki, bu bizim için büyük bir teessür ve ciddi bir endişe kaynağı olmuştur. NATO müttefiklerinin herhangi birine yapılacak tecavüz, tecavüz eden tarafından tabiatıyla daima haklı gösterilmeye çalışılacaktır. NATO’nun bünyesi, mütecavizin iddialarına kapılacak kadar zayıfsa, tedaviye muhtaç demektir.
Bizim anlayışımıza göre, Atlantik Antlaşması, üye devletlere, taarruza uğrayan üyeye derhal yardım etmek vecibesini yüklemektedir. Her üyenin takdirine bırakılmış olan husus, bu yardımın sadece mahiyet ve ölçüsüdür. Şayet diğer üyeler, Sovyet müdahalesine maruz kalan NATO üyesinin haklı olup olmadığı, müdahaleyi kendi davranışı ile tahrik edip etmediği gibi hususları tartışmaya kalkışırlar ve tartışma sonucuna göre yardım mükellefiyetleri olup olmadığının tespiti cihetine giderlerse, NATO ittifakının temel direkleri sarsılmış ve anlamı kalmamış olur.
… BM’in Ada’daki faaliyeti zulüm idaresini durduramamıştır. Son birkaç hafta içinde nispi bir sükun görülmesi ancak Rumların yeni hazırlıklarının başlangıcıdır. Kuşatılmış köyler devam ediyor. BM’in Kuvvetleri, Türkleri teskin ederken, Rumların mahsüllerini kaldırmalarını sağlıyorlar. Türklerin mahsullerini kaldırabilmeleri için Rumların sakin durmalarını temin etmiyor ve Rum tecavüzlerine seyirci kalıyorlar. Hayati ehemmiyeti haiz olan bu teferruat yüksek ıttılaınıza (mevkiinize) gelmeyebilir, ama biz, her gün bu faciaların hikayesi içinde yaşıyoruz.
Sayın Başkan,
Takip buyurduğunuz politikanın Yunanistan’da infial yaratmış olmasını bana karşı delil olarak gösteriyorsunuz. Yunanistan, Kıbrıs meselesinde antlaşmaları tamamıyla yok edinceye kadar her surette tesir etmeye çalışacak bir mizaçta ve yoldadır. Biz, müttefiklerimize haklı davalarımız için ıstıraplarımızı ve soydaşlarımızın içinde yaşadıkları trajedinin temini pek güç olan acılarını anlatamıyoruz. İnfial nümayişlerinden istifade aramamıza da mizacımız elverişli olmuyor. Sizi temin ederim ıstırabımız derindir, haklı durumumuzu anlatamıyoruz ve sizin, meseleye layık olduğu önemi verip bu meselenin bünyesinde sakladığı tehlikeleri önlemek için bütün gayretinizi ve otoritenizi kullanmanız lazım geldiğini kabul ettiremiyoruz. Fransa ile Almanya arasındaki düşmanlığın bırakılması bir örnektir. Fakat biz, bu imtihanı bütün Anadolu’yu yangın yerine çeviren mezalimden sonra Yunanlılar ile dostluk kurmak suretiyle 40 yıl evvel geniş ölçüde geçirmiş bir milletiz.
Sayın Başkan
… Kıbrıs konusu üzerine sizinle görüşmek üzere Amerika’ya gitmekten bahtiyar olacağım…
Saygılarımla”

19 Haziran 1964 : Başkan Johnson’ın davetiyle Amerika’ya hareket etmeden önce Hükümetin Kıbrıs politikası ile ilgili olarak güvenoyu isteyen İnönü, 194 aleyhte ve 2 çekimser oya karşın 200 lehte oy aldı.

– Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim 1 ay daha uzatıldı.

21 Haziran 1964 : Başbakan İnönü, ABD Başkanı Johnson’ın özel uçağı ile Amerika’ya hareket etti.

23 Haziran 1964 : Talat Aydemir ve Fethi Gürcan haklarındaki ölüm cezalarının yerine getirilmesine, Osman Deniz ve Erol Dinçer haklarındaki ölüm cezalarının ise yerine getirilmemesine dair kanun kabul edildi.

24 Haziran 1964 : İnönü, Washington’dan ayrılırken açıklama yaptı: “Meselenin güçlüklerini saklamak istemiyoruz. Fakat Amerikalılar ile birlikte dün vardığımız netice, bu güçlüklerin hallini kolaylaştıracaktır…. Savaş tehlikesi devam ediyor!.. Enosisi kabul ederiz, şu şartla ki Ada’nın bir kısmı Türkiye’ye bir kısmı Yunanistan’a verilsin.”

27 Haziran 1964 : Fethi Gürcan idam edildi.

1 Temmuz 1964 : İnönü, Amerika dönüşü Fransa’ya da uğrayarak General de Gaulle ile görüştü. Türkiye’nin Kıbrıs politikasını anlattı.

2 Temmuz 1964 : İnönü yurda döndü. Basın mensuplarına: “İyi bir netice ile yurda geldim…” dedi.

5 Temmuz 1964 : 20 Mayıs darbe girişiminin başı Albay Talat Aydemir idam edildi.

16 Temmuz 1964 : Kıbrıs’ta Rumlar, Girne (St. Hilarion) Kalesini zorlamaya başladılar. Kıbrıs yeniden kana bulandı. Türklere yönelik şiddetli saldırılar yapılıyor.

– Hamidiye kahramanı, Cumhuriyet’in ilk Başbakanlarından Rauf Orbay (Doğumu:1881) öldü.

7 Ağustos 1964 : Türk Hava Kuvvetlerine bağlı jetler, Kıbrıs üzerinde ihtar uçuşu yaptı.

8 Ağustos 1964 : Kıbrıs’ta Rumlar saldırılarını ve katliamlarını artırınca, jetlerimiz Kıbrıs üzerinde uçmaya ve askeri hedefleri bombalamaya başladı. Bir uçağımız düştü, pilot Yüzbaşı Cengiz Topel şehit oldu.

10 Ağustos 1964 : Sovyetler Birliği Başkanı Nikita Kruşçef, Başbakan İnönü’ye mesaj göndererek itidal tavsiye etti.

27 Ağustos 1964 : Amerika’nın Kıbrıs konusunda Türkiye’yi sürekli fedakarlığa zorlaması nedeniyle, Ankara’da ilk kez Amerika aleyhtarı gösteri yapıldı.

28 Ağustos 1964 : Ankara’da Amerika aleyhtarı ikinci miting yapıldı.

29 Ağustos 1964 : Ankara, İstanbul ve İzmir’de Kıbrıs için mitingler yapıldı.

30 Ağustos 1964 : Hükümet, mitingler dolayısıyla İzmir Fuarını süresiz kapattı.

7 Eylül 1964 : Kıbrıs Erenköy’e helikopter ile yiyecek gönderildi.

30 Eylül 1964 : SSCB ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında askeri yardım antlaşması imzalandı.

5 Ekim 1964 : Hükümet, Kıbrıs’ta Rumların yarattığı tehlikeli durum dolayısıyla Birleşmiş Milletler’e başvurdu.

25 Ekim 1964 : Tatvan-Muş demiryolu hizmete açıldı.

30 Ekim 1964 : Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, Sovyetlerin gönderdiği uçakla Moskova’ya gitti.

8 Kasım 1964 : Celal Bayar 6 ay süre ile serbest bırakıldı.

16 Kasım 1964 : Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, bazı politikacıların konuşmaları üzerine parti liderlerine ikaz mektubu göndererek;
1-Memleketin iki hasım kampa itilmek istenildiğini,
2-Orduyu, halkın karşısında gibi gösterilmeye çalışıldığını,
3-Komutan ve subayların bu durumdan hoşnutsuz bulunduklarını, belirterek, bunların kesin olarak önlenmesini istedi.

22 Kasım 1964 : Cumhurbaşkanı Gürsel başkanlığında toplanan liderler, rejimin korunması konusunda anlaştılar.

25 Kasım 1964 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Korgeneral Naci Tınaz (Doğumu:1882) öldü.

29 Kasım 1964 : AP 2. Büyük Kongresinde Süleyman Demirel 1072 (Bilgiç: 552, Arıburnu: 39) oy alarak genel başkan seçildi.

3 Aralık 1964 : Genel kurmay Başkanı Cevdet Sunay’ın bazı basın sahipleri ve politikacıları suçlayan demeci ‘Kim’ dergisinde yayınlandı.

9 Aralık 1964 : Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in, parti liderleriyle yaptığı toplantı ile ilgili bir bildiri yayınlandı: “… Tarihin hiç bir devrinde, hiç bir ülkede, siyasi partiler, kendilerine vücut veren anayasa rejiminin meşrutiyetinin istismar edilmesine müsaade etmedikleri gibi ve bundan daha vahim olarak, devletin beka ve güven müesseselerinin başında olan ordusuna dil uzatılmasını veya uzatılmış olduğu iddiasını müsamaha veya sükut ile karşılamamışlardır…”

20 Aralık 1964 : Türkiye-Bulgaristan futbol maçı esnasında, Ali Sami Yen stadının parmaklıkları çöktü, 70 kişi yaralandı.

1965 Yılı

4 Ocak 1965 : Sovyetler Birliği Yüksek Şürası Heyeti Başkanı Podgorny başkanlığında bir heyet Türkiye’ye geldi.

10 Ocak 1965 : 150 kişilik bir grup, İstanbul’da Türkiye İşçi Partisi (TİP) idarecilerinin toplantılarını bastı.

22 Ocak 1965 : Birleşik oy pusulası ile ilgili seçim kanunu kabul edildi.

13 Şubat 1965 : 1965 yılı bütçesi 197’ye karşı 225 oy ile reddedildi. İsmet İnönü istifa etti.

16 Şubat 1965 : Kabineyi kurmakla Suat Hayri Ürgüplü görevlendirildi.

4 Mart 1965 : Ürgüplü Kabinesi 200 red, 1 çekimser oya karşın 231 oy ile güvenoyu aldı. Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı olarak Kabineye girdi.

12 Mart 1965 : Kozlu’da devam eden grevde, kanlı olaylar yaşandı.

19 Mart 1965 : Merzifon’da ‘Yeni Çeltek İşletmesi’nde meydana gelen grizu patlamasında 69 işçi öldü.

31 Mart 1965 : BM tarafından Kıbrıs’a arabulucu olarak gönderilen Plaza, Türk görüşü ve antlaşmalar aleyhindeki raporunu açıkladı.

8 Nisan 1965 : Anayasa’yı ihlal suçundan Yüksek Adalet Divanı’nca mahkum edilenlerin cezalarının kısmen affı hakkındaki kanun kabul edildi. Bu kanunla Yassıada mahkumlarından bazıları affedildiler.

23 Nisan 1965 : İngiltere Başbakanı MacMillan Türkiye’ye geldi.

15 Mayıs 1965 : Ereğli Demir Çelik Fabrikaları faaliyete başladı.

17 Mayıs 1965 : SSCB Dışişleri Bakanı Gromiko Türkiye’ye geldi.

1 Haziran 1965 : Atina’da Yunanistan ile ikili görüşmeler başladı.

22 Haziran 1965 : Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkındaki kanun kabul edildi.

6 Temmuz 1965 : Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kanunu kabul edildi.

13 Temmuz 1965 : Siyasi Partiler kanunu kabul edildi.

14 Temmuz 1965 : Türk Silahlı Kuvvetleri’nde piramidi korumak için, 40 general ve Amiral emekliye sevk edildi.

9 Ağustos 1965 : Başbakan Ürgüplü Sovyetler Birliğine gitti.

17 Ağustos 1965 : Ürgüplü, Sovyetler’den döndü. “Planımıza dahil olan bir çok tesislerimizi Rusya’dan sağlayacağız…” dedi.

10 Ekim 1965 : Milletvekili seçimleri yapıldı.

AP     240  Milletvekili   79  Senatör

CHP   134        ”          48       ”

CKMP  11        ”           4       ”

YTP      19        ”           8       ”

MP       31        ”           2       ”

TİP       14        ”            –

SDP       –                     1        ”

Bağımsız    1         ”    40        ”

23 Ekim 1965 : Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel Kabineyi kurmakla görevlendirildi.

24 Ekim 1965 : Genel nüfus sayımı yapıldı. Nüfusumuz: 31.351.421

11 Kasım 1965 : 1. Demirel Kabinesi, 172 red, 10 çekimser oya karşın 252 oyla güvenoyu aldı.

Başbakan Süleyman Demirel

Devlet Bakanı Cihat Bilgehan

Devlet Bakanı Ali Fuat Alişan

Devlet Bakanı Rıfat Sezgin

Devlet Bakanı Kamil Ocak

Adalet Bakanı Hasan Dinçer

Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu

İçişleri Bakanı Faruk Sükan

Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil

Maliye Bakanı İhsan Gürsan

Milli Eğitim Bakanı Orhan Dengiz

Bayındırlık Bakanı Ethem Erdinç

Ticaret Bakanı Macit Zeren

Sağlık Bakanı  Edip Somunoğlu

Gümrük Bakanı İbrahim Tekin

Tarım Bakanı Bahri Dağdaş

Ulaştırma Bakanı Seyfi Öztürk

Çalışma Bakanı Ali Naili Erdem

Sanayi Bakanı Mehmet Turgut

Enerji Bakanı İbrahim Deriner

Turizm Bakanı Nihat Kürşat

İmar Bakanı Haldun Menteşoğlu

Köy İşleri Bakanı Sabit Osman Avcı

16 Aralık 1965 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Sinan Tekelioğlu öldü.

17 Aralık 1965 : Birleşmiş Milletler Siyasi Komisyonu’nda, Makarios’un Kıbrıs hakkındaki tezi, 51 çekimser, 6 red oya karşın 47 lehte oy ile kabul edildi. Türkiye lehinde oy verenler: ABD, Arnavutluk, Pakistan, İran ve Libya. SSCB çekimser oy kullandı. BM’deki delegelerimiz aleyhimizdeki karar üzerine salonu terk ettiler.
Karar:
1-BM Teşkilatı’nın eşit haklara sahip üyesi sıfatıyla Kıbrıs Cumhuriyeti, BM Yasasına göre, hükümran ve bağımsız bir ülkedir ve bu ülkeye yabancı müdahalesi kabul edilemez.
2-Bütün devletler, BM Yasası ve özellikle bu yasanın 2. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına uyarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hükümranlık, birlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve bu ülkeye herhangi bir müdahalede bulunmaktan imtina göstermeye davet edilir.
3-Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihinde alınan karar gereğince bu ülkede arabuluculuk görevinin devam ettirilmesi tavsiye edilir.

18 Aralık 1965 : Türkiye, BM’in Kıbrıs’a müdahalede bulunulmayacağına dair kararını kabul etmiyeceğini, Londra ve Zürih Antlaşmalarının uygulanacağını kesin olarak ilan etti.

19 Aralık 1965 : Muhalefet Lideri İnönü, Kıbrıs hakkındaki BM kararını: “… Bu büyük bir siyasi basiretsizliktir…” diye niteledi.

20 Aralık 1965 : BM’in Kıbrıs konusundaki kararı üzerine, yurdun çeşitli yerlerinde protesto gösterileri yapıldı. Vatandaşlar Ankara’da Genel Kurmay’ın önünde; “Ordu Kıbrıs’a…” diye bağırdı.

29 Aralık 1965 : TBMM’de Kıbrıs hakkında açılan genel görüşme sona erdi.
Nihat Erim: “Amerika, komünizmi önleyeceği zannıyla bu 15.000 Yunan askerinin Ada’ya gitmesine, NATO silahlarının girmesine göz yummuştur. Şubat, Mart ve Haziran 1964’de yapılan üç çıkarma teşebbüsü ciddi teşebbüslerdi ve üç teşebbüsünde karşısına Amerika bütün gücüyle çıkmıştır…”
Alparslan Türkeş, eski ve yeni hükümetleri suçlayarak derhal Kıbrıs’a çıkarma yapılmasını istedi.
İ. Sabri Çağlayangil: “Geçmişi unutmak ve muhasebeyi, davayı çözümledikten sonraya bırakmak gerekir.”

30 Aralık 1965 : Kıbrıs’taki BM arabulucusu görevinden istifa etti.

1966 Yılı

6 Ocak 1966 : Senato’da Kıbrıs ile ilgili genel görüşme yapıldı.

10 Ocak 1966 : İzlenecek Kıbrıs politikasının esaslarını tespit etmek için 11 Büyükelçi Ankara’ya çağrıldı.

13 Ocak 1966 : Senato’da, Haziran 1964’de ki Kıbrıs Buhranı sırasında Amerika Başkanı Johnson ve Başbakan İnönü’nün karşılıklı mektuplarının, Hükümet tarafından açıklanmasında, Hükümetin serbest olduğu kararı alındı.

16 Ocak 1966 : Johnson ve İnönü’nün mektupları kamuoyuna açıklandı. (Bakınız Haziran 1964)

18 Ocak 1966 : Af kanunu tasarısının yetersiz olduğunu öne süren Ankara Cezaevi’nde ki mahkumlar isyan etti. 3 ölü, 18 yaralı var.

28 Ocak 1966 : Ağustos 1964’den beri Kıbrıs’ın Erenköy kesiminde kuşatma altında bulunan 504 mücahit, gemiyle İskenderun’a getirildi.

2 Şubat 1966 : Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ABD Başkanı Johnson’ın gönderdiği özel uçakla tedavi olmak için Amerika’ya gitti.

– Türkiye’nin en zengin işadamlarından Hacı Ömer Sabancı (Doğumu:1904) öldü.

5 Şubat 1966 : Yunanistan’a, Türkiye’nin muvafakat etmeyeceği hiç bir çözüm yolu düşünülemeyeceğini belirten sert bir nota verildi.

7 Şubat 1966 : Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman (Doğumu:1882) öldü.

8 Şubat 1966 : Atina, Türkiye’yi NATO’ya şikayet etti.

9 Şubat 1966 : Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in sağlık durumu ağırlaştı.

1 Mart 1966 : İstanbul Boğazı’nda Dolmabahçe açıklarında çarpışan iki Sovyet tankerinden denize sızan mazotun alev almasıyla ‘Yüzer Karaköy İskelesi’ ve ‘Kadıköy Vapuru’ yandı.

11 Mart 1966 : Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay’ın kontenjan senatörü seçilmesi, parti liderleri tarafından kabul edildi.

15 Mart 1966 : Genel Kurmay Başkanlığı’na Orgeneral Cemal Tural atandı.

20 Mart 1966 : İstanbul’da, Milli Talebe Birliği tarafından komünizmi telin ve uyarma mitingi yapıldı.

25 Mart 1966 : Amerika’da 46 günden beri komada bulunan Cumhurbaşkanı Gürsel, Türkiye’ye getirildi.

26 Mart 1966 : Başbakanlığın isteği üzerine Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde toplanan 37 kişilik ‘Müşterek Sıhhi Kurul’ iki rapor düzenledi : “Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel görevine devam edemez. Vücut ölmüştür.”

28 Mart 1966 : Kontenjan senatörü Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı seçildi. (C. Sunay 461 oy, Alparslan Türkeş 11 oy, Boş 47)

7 Nisan 1966 : Türkiye’deki üsler ve yapılan antlaşmalarla ilgili isteklerimiz Amerika’ya bildirildi:
1-Antlaşmaların tek metinde toplanması,
2-Amerikalı personelin durumunda değişiklik,
3-Üslerdeki uçakların cephanesinde mutabakat.

8 Nisan 1966 : İzmir’de ‘Atatürk Heykeli’ne balta ile saldırı yapıldı.

9 Nisan 1966 : Atatürk Heykeli’ne yapılan saldırı nedeniyle, Ankara ve İstanbul’da büyük birer miting ve yürüyüş düzenlendi.

16 Nisan 1966 : Yunanistan’dan Kıbrıs için yazılı teminat istedik.

20 Nisan 1966 : Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Refet Ülgenalp gençleri uyardı: “Gençlik teşekküllerinin bugünkü tutumlarını memleket hayrına gidiş istikametinde görmüyorum. Biraz açık fikirlilik komünistlik, biraz muhafazakarlık ise gericilik! Olmaz böyle şey. Bu memleketi sakallı keçiler ve keçi sakallılar kemiriyor, biri ormanları, diğeri cemiyetin bünyesini.”

5 Mayıs 1966 : Türkiye’de ABD üsleriyle ilgili görüşmeler başladı.

7 Mayıs 1966 : Cumhuriyet tarihinde ilk defa polis, gece vakti TBMM’nde arama yaptı.

18 Mayıs 1966 : Türk-Yunan görüşmeleri yeniden başladı.

2 Haziran 1966 : Kayseri’de Türkiye İşçi Partisi (TİP) İl merkezi tahrip edildi.

5 Haziran 1966 : Senato kısmi seçimleri yapıldı. AP: 39, CHP: 18 senatörlük kazandılar.

11 Haziran 1966 : Genel Kurmay Başkanı Tural, orduya bir genelge yayınladı: “Nurculuk tehlikesini birliklere anlatın.”

20 Haziran 1966 : Bir tatbikat sırasında 16 komando eri Botan Çayı’nda boğularak şehit oldu.

28 Haziran 1966 : Demokrat Parti Hükümetlerinde Dışişleri Bakanlığı yapmış olan, bilim dünyasının tanınmış simalarından Prof. Fuat Köprülü (Doğumu:1890) öldü.

7 Temmuz 1966 : Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın cezasını affetti.

12 Temmuz 1966 : Muş’un Varto ilçesinde şiddetli deprem. 2283 ölü var.

31 Ağustos 1966 : Danıştay kararını uygulamayan Çorum Belediye Başkanı’nı protesto amacıyla ‘Ölüm yürüyüşü’ne çıkan ve 34 günde 716 kilometre yürüyen temizlik işçileri İstanbul’a ulaştılar.

5 Eylül 1966 : Adli Yıl açılış konuşmasında Yargıtay Başkanı İmran Öktem; “…Nurculuğun kurucusu Nurslu Said; yarı cahil, okuyup yazmasını bilmeyen bir adamdır. Bir zamanlar doğu bölgesinde şeyhlik faaliyetinde bulunmuş, İstanbul’da siyasete atılmış, siyasî bir derneğin kurucuları arasına girmiş, 31 Mart Vakasından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş, Volkan Gazetesi’nde ki yazıları ile 31 Mart Vakasını körüklemiştir. O sıralarda Kürt Teali Cemiyeti’ne girmiş, Kürtleri Türkler aleyhine tahrike gayret etmiş, Cumhuriyet devrinde ki yazılarıyla da memleketin birliğini bölücü faaliyet göstermiştir. Türkiye’nin batılılaşmasına, millî şuurun uyanmasına yazılarıyla ve hareketleriyle muhalefet etmek istemiştir. Türkiye’nin kurtarıcısı ve kurucusu büyük Atatürk’ün inkılâpçı hareketlerini tasvip etmemiş, yazılarıyla onu tahkir etmiş, reformu durdurmak istemiştir. Dini siyasete âlet ve Devletin dahili emniyetini ihlâl etmek suçlarından hapse mahkûm olmuş, cezasını çektikten sonra bir mahalde ikâmete mecbur edilmiştir. Kendisi İslâm Dini ve itikadı ite bağdaşması mümkün olmayan fikirler ortaya atmış, iddialar ileri sürmüştür. Kendisine mucize derecesine varan kerametler izafe edilmektedir. Said Nursî siyasî toplumu ümmetçilik temelleri üzerine kurmak istemektedir. Ona nazaran Atatürk Devrimleri dine aykırıdır. Bunlara muhalefet etmek lâzımdır. Nur Risaleleri müsbet ilmi inkâr etmekte, medeni icatları ise Kuran ile izaha kakışmakta ve yegâne ilmin Kuran ilmi olduğunu, Kur’anı ise yalnız Nur Risalelerinin açıkladığını, bu Risaleler okunmakla Kur’an ilminin öğrenilmiş olacağını ileri sürmektedir. Nur Risaleleri’nin gerçek amaçlarına nüfuz edebilmek için bu konuda yazılmış eser ve yazıların tamamen gözden geçirilmesi lâzımdır. Nurculuk maddiyatı, tabiatı ve modern felsefeyi tamamen red ve bütün dünya saadetlerini insanlara haram etmektedir. Lâik bir Devlet düzeni şeriata aykırıdır. Lâiklik ile dinsizlik arasında bir fark yoktur. Reform ancak Hıristiyanlıkta mümkündür. Türk reformu Hıristiyan reformunun bir taklidinden ibarettir, İslâmiyet hiçbir reforma ihtiyaç göstermeyecek derecede mükemmeldir (İslâmiyet’in inkişaf ve tekamül tarihinden habersiz görülmektedir). Yine Said Nursî’ye nazaran lâik Cumhuriyetçi düzen, dini müthiş sadmeye maruz bırakmıştır. Atatürk idaresi dehşetli ahir zamandır. Dinsizlik, komünistlik, ifsat komitelerinin faaliyet yıllarıdır. Devrim kanunları muvakkattir ve Hıristiyan kanunlarıdır. Kemalistler seviyesiz, anarşist kimselerdir. Devlet İslâm esaslarına göre kurulmalıdır. Devletin manevi şahsiyeti Müslüman olması lâzımdır. Müslümanlara Kur’an dışında bir Anayasa lâzım değildir. Said Nursî milliyete ve milliyetçilik fikrine düşmandır. Milliyetçilik İslâm birliğine manidir. Bu yol ile Bolşevizme ve Sosyalizme karşı mücadele edilemez. Bunlarla ancak İslâm ümmetiçiliği mücadele edebilir, İslâmların ittihadı şarttır, İslâm milletinin saadeti yalnız İslâm! hakikatlerle olabilir, İslâm Devleti’nin merkezi ve Mekke’si Arabistan Yarımadası olacaktır, İslâm dininde inkılâp yapılamaz. Devrimler İslâmiyet’e aykırıdır. Çok kadınla evlenmek caiz ve şarttır. Aile saadeti ancak İslâm şeriatı dairesinde mümkün olabilir. Bankalar kapatılmalı, faiz yasak edilmelidir. Mirasta kadın ile erkeğe müsavi hisse verilemez. Kadının kocasından boşanma istemeye hakkı yoktur. Nursî, hilâfet ve saltanatın kaldırılmasını hatırlatarak teessür ve üzüntü duyduğunu neşir ve ilân etmektedir. Ona göre, bu Devletin – yani Türkiye’nin – felâketi âlemi İslâm’ın müstakbel saadet ve hürriyeti ile telâfi edilecektir. Bu musibet İslâm kardeşliğini inkişâf ettirecektir. Bu cümleler Nur Risaleleri diye anılan kitaplardan mehaz gösterilmek suretiyle Genel Kurul ilâmına aynen alınmıştır. Görülüyor ki, İslâm kardeşliğini inkişaf ettireceği gerekçesiyle Türkiye’nin felâket ve musibeti onda bir sevinç uyandırmıştır. Kararda belirtilen hususlara devam ediyorum: Nurcular kendilerine Nur Talebeleri adını vermektedirler. Nur Talebesi olmak için bazı merasim yapılması ve bazı taahhütlerde bulunulması lâzımdır. Nur Talebeleri bekâr kalmalıdırlar. Muhakkak evlenmek lâzım ise, bir Nurcu ile evlenmelidirler. Nur Risalelerinde Kur’an Âyetlerinin tefsirinde onların tahammül edemeyeceği tarzda batını ve manevi manâlar verilmektedir. Samimi İslâm inanışının reddettiği tevafuklar, cirif, ebced hesaplariyle, hurifilik usulü ile Kuranın manâlandırılmasına çalışılmış, gelecekten haber verilmeye kalkışılmıştır. Nur Risaleleri mukaddes kitaplar arasına katılmak istenmiş, Nurculara mahsus dualar tanzim olunmuş, bu suretle Müslümanlar arasında dahi bir zümre meydana getirilmiştir. Bu risalelerde Türk Milleti arasında ırk esasına dayanan, zümrecilik cereyanları teşvik edilmiştir. Risalelerle Türk Devleti’nin bağımsızlığını tenkis ve birliğini bozma yolunda hareketlerde bulunulmuş, devrimlerin ve devrim kanunlarının meşru olmadığı yazılıp telkin edilmiş, lâik bir Cumhuriyet kurduğu için Atatürk’e ağır tecavüzler yapılmış, bunları yaymak Türk Ceza Kanunu’nun 163 üncü maddesini ihlâl eden bir suç teşkil etmiştir. Çok kadınla evlenmenin propagandasını yapmak, aile ve miras hukukunun şeriat hükümlerine tabi olması lüzumunu açıkça yazıp telkin etmek faizin yasak olduğunu, bankaların kapatılması gerektiğini ileri sürmek, Şer’iye Mahkemeleri’nin ihyasını istemek suretiyle de 163 üncü madde ihlâl olunmuştur. Cumhuriyetten önce yazılan risaleler dahi yakın zamanlarda tekrar bastırılıp dağıtılmıştır. Bunlardan birinin ilk sahifesinde (Bu müdafaayı bu asra daha muvafık gördük) denilerek o Risaledeki sözler için dahi söylenmiş sayılmıştır. Bu nitelikteki Risaleleri okumak üzere halka verdikleri sabit olan sanıkların 163 üncü madde uyarınca cezalandırılmaları lâzımdır. Bu karar 15 sahifedir. Geniş açıklamaları ihtiva ediyor. Ben hülâsasını çıkardım. Nurculuk gibi Müslümanlar’ın çoğunluğu tarafından İslâm akideleri ile telifi mümkün olmadığı kabul edilen gerici ve sağcı cereyanlar yurt içinde çok tehlikeli bir hal almıştır. Aydın ve doğruyu gören vatandaşlarımın dikkat nazarlarını çekerim. Bu akımlara kapılan vatandaşlarımın mühim bir kısmı saf ve temiz insanlardır. Allah’a inanma ihtiyacı karşısında din bezirganlarının ağalarına düşmüşler ve yollarını sapılmışlardır. Bunları kurtarmak lâzımdır. Gerçekten bu gerici akımlar toplumu orta çağın başlarına itmekte bir kısmı ise vatandaşlar arasında ırk bakımından hizipler yaratmak, reformcu dinamizmi önlemek istemektedir. Bizim vazifemiz Türkiye’yi din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan korumak, gericiliği önlemek, devrimleri aynı canlılık ile ayakta tutmak, yalnız müsbet ilim metotları üzerinde yürümektir – (En hakiki mürşit ilimdir). Atatürk’ün ölümünden itibaren 30 seneye yakın bir zaman geçmiştir. Bunları burada tekrar etmek lüzumunu duymak çok hazindir. Dindar görünmenin komünistliği önleyeceği iddiası da boştur. Milyonlarca koyu Müslüman topluluğunun demir perde gerisinde yaşadığı bir hakikattir. Fakat milliyet duygusunun zayıflaması, millî bütünlüğün çözülmesi, ister ırk, ister din, ister servet bakımından olsun herhangi bir sebeple vatandaşlar arasında ikilik şuurunun uyandırılması, fukaralık ve zaruretin artması, müsbet ilimden yana cehalet komünizm için en müsait bir ortamdır. Bu şartları haiz ve fakat çoğunluğu dindar insanların teşkil ettiği ortama komünizm din kılığı altında nüfuz etmeye çalışır. Bunu hiç unutmamak lâzımdır.

14 Eylül 1966 : Eski Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel öldü. (219 gün komada kaldı.)

24 Eylül 1966 : İsmet İnönü, 83. doğum günü dolayısıyla, Hilton’da verilen partide hayatında ilk defa dans etti.

5 Ekim 1966 : Başbakan Demirel, ‘Almus Barajı’nı işletmeye açtı.

8 Ekim 1966 : İnönü, Ankara İl Kongresi’nde konuştu: ‘CHP’nin ortanın solunda bulunduğunu ve aşırı sola karşı olduğunu’ belirtti.

16 Ekim 1966 : İnönü’nün, Yassıada Yüksek Adalet Divanı’nın verdiği ölüm kararlarının önlenmesi için Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e yazdığı mektup açıklandı: ‘Ölüm kararlarının infazı milli menfaatlere aykırıdır.’

17 Ekim 1966 : CHP 18. Kurultayı’nda, İsmet İnönü 929 oyla tekrar Genel Başkanlığa seçildi. Kasım Gülek 230 oy aldı.

24 Ekim 1966 : Bülent Ecevit, CHP Genel Sekreteri seçildi.

12 Kasım 1966 : Ankara’da Türk-İş ve bazı öğrenci kuruluşları tarafından ‘Amerika’yı Telin’ mitingi düzenlendi.

13 Kasım 1966 : Adana’da halk, Amerikalılara ait binalara saldırdı.

2 Aralık 1966 : Başbakan Demirel konuştu: “… Ordu, mektep ve camii rahat bırakın.”

8 Aralık 1966 : Erzurum Dumlu Bucağı’ndaki 247. Piyade Alayı koğuşundaki benzin bidonunun patlaması sonucu 65 erimiz yanarak şehit oldu.

14 Aralık 1966 : Deniz Kuvvetlerine bağlı gemiler muhtemel bir harekat için Akdeniz’e açıldı. Kıbrıs’a silah sevkıyatı konusunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne getirdik. Kıbrıs’a silah satan Çekoslovak Hükümeti’ni sert bir nota ile uyardık. Çekler sevkıyatı durdurdu.

19 Aralık 1966 : Sovyetler Birliği Başbakanı Kosigin Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu.

1967 Yılı

2 Ocak 1967 : Anadol marka ilk otomobil piyasaya çıktı.

3 Ocak 1967 : Moskova Büyükelçiliğimiz Müsteşarı Sadi Çoruh, Moskova’da intihar etti.

4 Ocak 1967 : Cumhurbaşkanı Sunay, 490 km. uzunluğundaki Batman-İskenderun petrol boru hattını hizmete açtı.

25 Ocak 1967 : Genelkurmay Başkanı Tural, Ordu’ya devrimlerin korunmasıyla ilgili bir genelge gönderdi. Bu genelge politik havayı bir hayli etkiledi. Meclis’te tartışmalara yol açtı.

9 Mart 1967 : Türkiye yapımı ilk muhrip Gölcük’te kızağa konuldu.

11 Mart 1967 : Türk edebiyatı ve basın dünyasının ünlü simalarından, ‘Akbaba’ dergisi sahibi Yusuf Ziya Ortaç (Doğumu:1896) öldü.

2 Nisan 1967 : Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, ABD Başkanı Johnson’ın davetlisi olarak Amerika’ya gitti.

3 Nisan 1967 : Washington’da Büyükelçilik binamıza bomba atıldı, hasar meydana geldi.

15 Nisan 1967 : 8 Milletvekili Millet Partisi’nden istifa etti.

21 Nisan 1967 : Yunanistan’da darbe. Ordu ile anlaşan Kral, siyasi liderleri tutukladı ve yeni bir hükümet kuruldu. (Albaylar Cuntası olarak adlandırılır.)

28 Nisan 1967 : 19. CHP Kurultayı toplandı. İnönü: “Sosyalizmi aşama olarak kabul eden komünistlerle hiç bir ilgimiz yoktur.” Kurultayda sert tartışmalar oldu, 48 Milletvekili ve Senatör CHP’den istifa etti. İnönü: “Asıl çalışma şimdi başlıyor.” dedi.

12 Mayıs 1967 : Prof. Turhan Feyzioğlu başkanlığında Güven Partisi kuruldu. İnönü: “Demek ki, güvene ihtiyaçları var…” dedi.

30 Mayıs 1967 : Fransa, Kıbrıs’ta iki cemaatin varlığını kabul etti.

2 Haziran 1967 : Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) AP’ye katılması için prensip kararı alındı.

5 Haziran 1967 : Ortadoğu’da İsrail-Arap Savaşı’nın başlaması dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri alarma geçirildi.

14 Haziran 1967 : Sovyet Rusya, İsrail’in Süveyş Kanalı ve Akabe statüsünde değişiklik istemesine karşı, Boğazlarda da uluslararası kontrol talep etti.

4 Temmuz 1967 : Hacettepe Üniversitesi kurulması hakkındaki kanun kabul edildi.

18 Temmuz 1967 : Kıbrıs’ta İngiliz üslerinin Türkiye’ye verilmesi suretiyle bunalıma bir çözüm yolu bulunması yönünde yeni bir İngiliz teklifi öne sürüldü.

20 Temmuz 1967 : BM Genel Sekreteri U-Thant’ın Kıbrıs’taki özel temsilcisi Osario Tafall Ankara’ya geldi. İnönü: “Kıbrıs’ta federasyonda ısrar edilmelidir…” dedi.

23 Temmuz 1967 : Sakarya ve dolaylarında deprem. 100 kayıp var.

25 Temmuz 1967 : Papa 6. Paul Türkiye’ye geldi. Efes’te hacı oldu.

27 Temmuz 1967 : Tunceli Pülümür dolaylarında deprem. 112 ölü var.

20 Ağustos 1967 : İzmir’de Yüksek İslam Enstitüsü’nün temeli atıldı. Demirel: “… Din adamı birkaç yabancı dil bilmelidir.”

7 Eylül 1967 : Yargıtay Başkanı İmran Öktem, Adli Yıl açılış konuşmasında yaptığı konuşma çok ses getirdi; “…Elbet Medeni Kanun da değişecektir, ileride daha iyi ve daha mükemmel bir kanuna yerini terk edecektir. Fakat Medeni Kanunun Türk sosyal bünyesine getirdiği devrim hükümleri hiçbir zaman eski şekline dönmeyecektir. Onun devrimci niteliği değişmeyecektir. Değişmeler art düşüncelere, hurafelere, teokratik Devlet esaslarına dayanmayacaktır. Müspet ilmin sosyal adalet prensiplerine dayanan yeni buluşları Türk hukukuna temel olmakta devam edecektir. Türkiye’de bir islâm Devleti ve hilâfet rejimi kurmak, Türk Milletini dini esaslara dayanan bir hukuk düzenine sokmak isteyen ve bunun için gizli ve açık çalışan mistik hezeyan halindeki bir avuç meczûb, ruh hastası veya dini, kazanç metaı haline getirmiş kimseler, saf ve cahil yurttaşın en temiz varlığını, itikadını, imanını geçim vasıtası yapmış olan bezirganlar – o bezirganlar ki, dinin emrettiğini yerine getirmezler, yasak ettiklerini gizli gizli yaparlar ve fakat dindar görünürler – evet bunlar ve bir takım hurafeleri dini esaslar gibi göstermeye kalkan ve bu suretle halkı uyuşturan kökü dışarıdaki yurt düşmanları daima hüsrana uğrayacaklardır.”

9 Eylül 1967 : Kıbrıs konusu ile ilgili ilk zirve toplantısı Edirne Keşan’da Türk ve Yunan Askeri İdaresi Başkanları arasında başladı.

10 Eylül 1967 : Türk ve Yunan heyetlerinin Dedeağaç’da yaptıkları görüşmeden bir sonuç alınamadı.

13 Eylül 1967 : Başbakan Demirel, Adakale’deki soydaşlarımızı yurda getirmek için Romanya’ya gitti. Adakale, (yeni adı Orsova) Tuna nehrinin ağzında bulunan ufak bir adadır. 300 kadar olan nüfusunun büyük bölümü Türktür.

17 Eylül 1967 : Kayseri’de yapılan Kayserispor-Sivasspor futbol maçında çıkan olaylarda 40 kişi öldü, 300 kişi yaralandı. Olayın duyulması üzerine Sivaslılar galeyana gelerek, Sivas’ta bulunan Kayserililere ait dükkanları tahrip ettiler.

19 Eylül 1967 : Başbakan Demirel, Sovyet Hükümetinin gönderdiği özel bir uçakla Moskova’ya gitti. Sovyet Başbakanı Kosigin ile görüşmelere başlandı.

7 Ekim 1967 : İstanbul Boğazı’nda demirleyen 6. Filoya ait denizciler, yapılan miting dolayısıyla karaya çıkartılmadılar.

11 Ekim 1967 : 3. Ordu karargahı 28 yıl sonra tekrar Erzurum’dan Erzincan’a taşındı.

1 Kasım 1967 : Kıbrıs Türk Cemaati Meclis Başkanı Rauf Denktaş’ın 21 Ekim günü Ada’ya çıktığı ve bir ihbar neticesi 31 Ekim’de yakalandığı öğrenildi. Rauf Denktaş’ın geri verilmesini istedik.

6 Kasım 1967 : Amerika, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden, Rauf Denktaş’ın tahliyesini istedi.

12 Kasım 1967 : İstanbul ve Ankara’da Denktaş’ın tutukluluğunun sürdürülmesi dolayısıyla mitingler düzenlendi. Gençler polisle çatıştı. Kıbrıslı lider Rauf Denktaş serbest bırakıldı ve Türkiye’ye döndü.

16 Kasım 1967 : Kıbrıs’ta Rumlar yeniden saldırıya geçtiler. 24 Türk şehit edildi. Bazı köylerimiz işgal edildi. Türkiye’de yapılan mitinglerde gençler, ‘Demirel istifa!’ diye yürüdüler.

17 Kasım 1967 : Kıbrıs’taki vahim durum üzerine TBMM’de 18 saat süren gizli görüşme yapıldı. Hükümete Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisi verildi. (Evet: 432, Boş: 2, Hayır: 1)

18 Kasım 1967 : Yunan askerinin Ada’yı boşaltmasını istedik. BM Genel Sekreteri U-Thant, Rumları suçladı. Jetlerimiz Kıbrıs üzerinde alçak uçuş yapıyor. Savaş gemilerimiz Girne açıklarında bekliyor. Genel Kurmay Başkanı Tural halka yaptığı açıklamada: “Hareket halindeyiz. Herhangi bir endişeniz olmasın…” dedi.

20 Kasım 1967 : ABD Başkanı Johnson gönderdiği bir mektupla, NATO’ya ait silah ve teçhizatı kullanmayın uyarısında bulundu.

– Yunanistan Ada’ya asker yığmaya devam ediyor. Türkiye’nin her yerinde mitingler düzenleniyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin göze çarpan hazırlıkları var.

– Yunanistan isteklerimizi kabul etmedi.

23 Kasım 1967 : Bakanlar Kurulu bir bildiri yayınladı: “Müdahalede kararlıyız!…”

– ABD Başkanı Johnson, Ankara’ya özel bir temsilci (Cyrus Vance) gönderdi. Gençler temsilcinin Esenboğa Havaalanı’na inmesine karşı koymak istediler. Johnson’ın temsilcisi Ankara-Atina arasında adeta mekik dokuyor.

– Türk jetleri devamlı Kıbrıs üzerinde. Birlikler sınırlara doğru kaydırılıyor. Türkiye’nin sabrı taşmak üzere.

26 Kasım 1967 : Türkiye’nin Cyrus Vance aracılığı ile Yunanistan’a bildirdiği 4 şart:
1-Türkiye ve Yunanistan 16 Ağustos 1960 tarihli Lefkoşe Antlaşması gereğince Kıbrıs’ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve masumiyetini kabul ederler.
2-Kıbrıslı olmayan askeri kuvvetlerin (Antlaşmalarla öngörülenlerin dışında) Kıbrıs’dan süratle çıkmasında taraflar mutabakatlarını bildirirler.
3-Türkiye ve Yunanistan bu hususlara uyduklarını önce Yunanistan, sonra Türkiye açıklar.
4-Kıbrıslı olmayan kuvvetlerin Kıbrıs’ı tahliyesi üzerine Türkiye buhranın giderilmesi için gereken tedbirleri alacaktır.

27 Kasım 1967 : Kıbrıs buhranının en kritik gününün en kritik saatleri:
Saat 04.35: Özel Temsilci Cyrus Vance, Atina’dan Ankara’ya döndü.
07.00: Vance, NATO Genel Sekreteri Brosio ile görüştü.
08.00: Dışişleri Bakanı İ. S. Çağlayangil temsilciyi kabul etti. 09.45’de görüşme son buldu.
09.00: Cumhurbaşkanı Sunay, Brosio’yu kabul etti. Görüşme saat 10.00’da bitti.
10.00: Demirel, Çağlayangil’i evinde kabul etti.
10.45: Demirel ve Çağlayangil Sunay ile görüşmek üzere Çankaya’ya gittiler.
12.30: Bakanlar Kurulu toplandı. 13.10’da son buldu.
13.15: Demirel, ayrı ayrı olarak Muhalefet liderleri İnönü, Feyzioğlu, Bölükbaşı, Aksu ve Türkeş ile görüştü.
18.15: Bakanlar Kurulu 2. defa toplandı.
21.00: Sovyet Büyükelçisi Smirnov kendi isteğiyle Çağlayangil ile 55 dakika süren bir görüşme yaptı. Yaptığı açıklamada: “Antlaşmalara aykırı olarak Ada’ya sokulan askerlerin çıkarılmasını istiyoruz…” dedi.
01.30: Donanma Mersin’den denize açıldı.

28 Kasım 1967 : Gerginlik doruk noktasında. Savaş gemilerimiz Kıbrıs karasularına girdi ve geri döndü.

-Ana Muhalefet Lideri İnönü: “… Son imkana kadar barış yolu araştırılmalı, bu mümkün olmazsa gereği yapılmalıdır.” dedi.

29 Kasım 1967 : Yunanistan, Kıbrıs hakkındaki Türk şartlarını kabul etti. Buhran giderildi. Yunan ordusunda alarm kaldırıldı. Türk jetleri Kıbrıs’ta Makarios’un sarayı üzerinde uçtular. Demirel: “… Durumun salaha (barış) doğru gitmesi ümidi görülüyor…” dedi.

7 Aralık 1967 : İnönü Kıbrıs hakkında açıklama yaptı: “Amerika’nın düşüncesinin ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim. Makarios, Amerika ve Rusya’yı kendi çıkarına kullanıyor.”

13 Aralık 1967 : Yunanistan ikiye bölündü. Albaylar Cuntası, Kral Konstantin’in yetkilerini elinden aldı ve yerine bir kral naibi tayin etti. Güneye Cunta, Kuzeye Kral hakim durumda. Bir süre sonra Cunta bütün Yunanistan’ın kontrolünü eline geçirdi.

14 Aralık 1967 : Yunan Kral’ı İtalya’ya kaçtı. Darbe harekatına katılan bir Tümgeneral Türkiye’ye sığındı.

29 Aralık 1967 : Kıbrıs’ta geçici Türk yönetimi ilan edildi. Ada’da Türk Cemaatinin tabi olacağı 19 prensip açıklandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s